Almanya’nın otomotiv devleri Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW, Çinli üreticilerin yükselişiyle büyük bir rekabet baskısı altında.
Çinli markalar özellikle elektrikli araçlarda daha düşük maliyet, daha hızlı üretim ve daha fazla teknoloji sunarak Avrupa pazarında hızla büyüyor. Alman üreticilerin Çin’deki satışları ise sert biçimde düşüyor. İlk 6 ayda Volkswagen’in Çin satışları yüzde 26, Mercedes’in yüzde 28, BMW’nin ise yüzde 20 geriledi.
Bu tablo doğrudan Almanya’daki fabrikaları ve işçileri etkiliyor fakat dolaylı yoldan bizleri de etkiliyor.
Volkswagen, Almanya’daki fabrikalarının rekabet gücünü tartışırken 2030’a kadar 50 bin kişilik istihdam azaltma planı uyguluyor. Almanya’da otomobil üretimi de 2016’dan bu yana yüzde 28 gerilemiş durumda.
Sorun yalnızca Çin değil. Almanya’daki yüksek enerji ve işçilik maliyetleri de üreticilerin rekabet gücünü zayıflatıyor. Şirketler yeni yatırımlar için Macaristan, Meksika ve Çin gibi daha düşük maliyetli ülkelere yöneliyor.
Ancak Çin’in asıl avantajı artık yalnızca ucuz üretim değil. Çinli şirketler elektrikli araç, batarya ve yazılım teknolojilerinde de hızla ilerliyor. Yeni modelleri çok daha kısa sürede geliştirip pazara sunabiliyorlar.
Bu nedenle Almanya’daki otomotiv krizi yalnızca Volkswagen, Mercedes ve BMW’nin krizi değil herkesin krizi.
Fabrika kapanırsa yan sanayiden lojistiğe, çelikten makine sektörüne kadar bütün sanayi zinciri etkileniyor.
Otomotiv sektörünün önündeki soru artık net:
Çin’in hızına ve maliyet avantajına karşı Avrupa’da ve ülkemizde üretim ve istihdam nasıl korunacak?

