MESS dün yapılan görüşmelerde ilk teklifini açıkladı: %10
Bu oran sözleşmenin yapıldığı tarih için TUİK’in açıkladığı %13 enflasyonun bile altında ve bu uzun süredir ilk defa yaşanıyor. Hatta MESS verdiği teklifte sonraki 6 aylık dönemler için de henüz bir artış önermiyor. Peki bu ne demek?
Aslında çok uzun süredir anlatmaya çalıştığımız, bugünün gerçeği ne yazık ki bu. Hiçbir işyerinde beyaz yakalılar için bile yıllık %20’den fazla zam konuşulmazken, hedef enflasyon söyleminin yarattığı ekonomik ortam devam ederken bizler bundan etkilenmeyeceğimizi elbette düşünmüyorduk. Ne yazık ki gerçek ortada. Peki ne yapacağız?
Yapılacak şey çok basit, bir arada kalacak ve dağılmayacağız. Konuyu tekrar ele alacak ve makul bir nokta bulmak için çabalayacağız. Şurası net, bizim tekliflerimize karşılık MESS’in ilk teklifi bu. Belki sendikalarımızın ilk teklifleri MESS teklifinin sıfır olmasını engelledi ama artık önceki tekliflerin bir önemi kalmadı. Şimdi bizim bir cevap verme zamanımız geldi.
Bugün sendikacılar için en kolay yol “yakarız, yıkarız, gücümüzü göstereceğiz” demek. Ama metal işçisinin amacı yakıp yıkmak değil. Metal işçisi bu ülkenin üreten gücüdür ve hak ettiği hayatı yaşamak dışında bir talebi yoktur. Amacımız yıllardır verdiğimiz mücadele ile sahip olduğumuz hakları korumak dışında bir şey değildir. İşverenlerin içinde bulunduğu durumun farkındayız. Çok uzun bir süredir neredeyse hiçbir fabrikada mesaiye kalınmadığının, düşük kapasitelerle devam eden üretimin, kapanan fabrikaların hepimiz farkındayız. Bu sözleşmede gerçek beklentimiz sahip olduğumuz şartlardan geriye gitmemek ve çalışma barışı içerisinde üretime devam etmek dışında bir şey değildir.
Elbette gerekirse sorumluluk alacağız. Elbette gerekirse gücümüzü de göstermekten çekinmeyeceğiz ama bazılarının çığırtkanlık yaptığı “vur kır parçala” söylemleri çoğunluğumuzun düşüncesini yansıtmıyor. Hep birlikte evimize ekmek götüreceğimiz, işimizden de olmayacağımız bir sözleşme için mücadelemizi sürdüreceğiz.

